İmzalı kitap ve tanışma
Bir kitabın iki hayatı vardır. İlki yazarın masasında geçer: taslaklar, silinen cümleler, sabaha karşı bulunan bir kelime. Bu hayatın tanığı yoktur. İkinci hayat, kitap bir okurun eline geçtiğinde başlar; ve o andan itibaren yazarın hiçbir şey üzerinde söz hakkı kalmaz. Hangi sayfada duracağınızı, hangi cümlenin altını çizeceğinizi, kitabı kime vereceğinizi bilmem. Kitabı asıl yazan, sanırım, bu ikinci hayattır.
Bu yüzden imza benim için bir tören değil, bir teşekkür. Kapağın iç yüzüne yazılan birkaç kelime, ilk hayatla ikinci hayatın karşılaştığı tek yer. Kitabı kimin için imzalayacağımı bilmek isterim; çünkü bir insanın adı, yazılacak cümleyi değiştirir. Kendisi için isteyen birine başka bir şey yazılır, annesine hediye edecek birine başka, terapiye yeni başlamış bir arkadaşına verecek olana bambaşka.
Milton Erickson'un danışanlarına sık sık hikâyeler anlattığı bilinir. Bunlardan birini, kendi hâlimce, size de anlatayım.
Bir adam yıllarca bir ağaç dikmiştir; bir bahçede değil, bir kavşakta. Yoldan geçenlerin altında dinlenmesi için. Ağaç büyür, gölge verir. Adam bir gün ağacın altında oturan bir yabancı görür; yabancı kitap okumaktadır. Adam yanına gider, "bu ağacı ben diktim" demez. Yalnızca "gölge yetiyor mu" diye sorar. Yabancı başını kaldırır, "yetiyor, ama biraz daha uzasa iyi olur" der. Adam ertesi gün gelir, dibine su döker.
Hikâyenin bir ahlakı yoksa da bir hareketi var: sormak, dinlemek, sulamak. Okurla karşılaşmak benim için bu. Kitabı yazdım; ama gölgenin yetip yetmediğini ancak altında oturan söyleyebilir.
İmzalı kitap
Kitaplarımdan birini imzalı isterseniz kısa bir not yazmanız yeterli; kimin için imzalanacağını ve adresinizi bildirin. Kitap Almanya'dan ya da Türkiye'den postalanır; ayrıntıları yazışarak netleştiririz. Yazın.
Tanışma
Okurlarla yüz yüze de karşılaşmak istiyorum. Almanya, İngiltere ve Türkiye'de kitabevi, dernek ya da okuma grubu davetiyle söyleşi ve imza günleri düzenliyorum; ayrıca her ayın son cuma akşamı çevrimiçi bir okuma buluşması yapıyoruz: bir metin, bir saat, küçük bir grup. Katılmak isterseniz bana yazın.
Ne konuşuruz? Kitapları, elbette; ama daha çok kitapların açtığı yerleri. Bir okuma buluşmasında en iyi anlar, birinin "bu sayfada durdum" dediği anlardır. O sayfayı birlikte açarız.